Azure • Haberler • Microsoft

Azure Maia 300 mimarisine derinlemesine bakış

maia-300-prototype-chip

Azure Maia 300 mimarisi: N2P chiplet tasarımı, 288 GB HBM4, 18 TB/s bant genişliği, 12.288 hızlandırıcılık superpod ve rack başına 96 hızlandırıcı.

Microsoft, üçüncü nesil yapay zekâ hızlandırıcısı Azure Maia 300‘ün mimarisini ayrıntılı bir yazıyla anlattı. Azure Hardware Systems and Infrastructure başkanı Rani Borkar ve Saurabh Dighe imzalı yazı, çipin yalnızca bir silikon değil; yazılım, ağ, rack altyapısı ve veri merkeziyle birlikte tasarlanmış bir sistem olduğunu vurguluyor. Maia 300’ün duyurusunu daha önce şurada ele almıştık; bu yazı mimari tarafına odaklanıyor.

Maia’nın ilk günden beri tek bir hedefi var: büyük dil modeli çıkarımını (inference) uçtan uca optimize edip harcanan her watt ve her dolardan daha fazla “zekâ” elde etmek. Microsoft’a göre çok adımlı yürütme, uzun bağlamlı decode ve araç kullanımı içeren ajan tabanlı iş yükleri çıkarımın hesaplama profilini değiştiriyor. Bu yükleri karşılamak için veriyi hesaplamaya yakın tutmak, yeterli bellek kapasitesi ve bant genişliği sağlamak, veri hareketini azaltmak ve tüm bunları veri merkezinin sabit güç ve soğutma sınırları içinde yapmak gerekiyor.

Microsoft bu iş yüklerini Microsoft Copilot, GitHub Copilot ve Microsoft Foundry üzerinden ölçekte çalıştırıyor. Maia 300’ün hedefi, watt başına ve dolar başına üretilen işe yarar token sayısını en üst düzeye çıkarmak.

Yazılım tanımlı veri akışı: SDLA

Maia 200 ile birlikte Microsoft, Software Defined Locally Accessed Dataflow Architecture (SDLA) adını verdiği bir hızlandırıcı mimarisi tanıtmıştı. Mimarinin çıkış noktası, verinin saklanması, taşınması ve dönüştürülmesinin modern yapay zekâ sistemlerinin temel sorunlarından biri olması. SDLA, kontrol yolu programlamasını veri yolu yürütmesinden ayırıyor. Yazılım; verinin yerleşimini, hareketini, dönüşümünü ve senkronizasyonunu yerel bellekler, DMA motorları, hesaplama motorları ve ağ arasında açıkça koordine edebiliyor.

Maia 300 system-on-chip mimarisi
Maia 300 system-on-chip mimarisi

Maia 300 bu mimariyi uzun bağlamlı, akıl yürütme ağırlıklı ve decode yoğun çıkarım için üç noktada geliştiriyor:

  • Bellek, SoC’deki tekdüze erişimli (UMA) yapıdan chiplet’ler arasında konuma duyarlı, tekdüze olmayan (NUMA) bir yapıya geçiyor. Yazılım veriyi onu kullanan hesaplama biriminin yanına yerleştirebiliyor.
  • Donanım hızlandırmalı veri tipi dönüşümüyle gelen yeni dar hassasiyetli formatlar, token başına taşınan bayt miktarını azaltıyor.
  • Rack başına hızlandırıcı sayısı 96’ya çıkıyor ve scale-up alanı 12.288 hızlandırıcılık bir “superpod”a büyüyor.

Watt başına performansı artıran yenilikler

Microsoft, performansı yalnızca daha fazla güç ve silikon alanıyla artırmak yerine veri hareketi, yerellik, hassasiyet ve bellek verimliliği üzerinden iyileştirdiğini söylüyor:

  • Çoklu chiplet mimarisi: Hesaplama birimleri TSMC N2P sürecinde üretiliyor. Bellek denetleyicisi ve G/Ç işlevleri ise bant genişliği, bağlantı ve maliyet için optimize edilmiş ayrı kalıplara (die) taşınıyor. Bu yaklaşım hesaplama FLOP’larını %36 artırıyor, HBM bant genişliğini 2,5 katına çıkarıyor ve %14 daha fazla scale-up bant genişliği sağlıyor.
  • Düşük hassasiyetli çıkarım: Geliştirilmiş MXFP4 ve 3 bitin altındaki depolama formatları bellek ayak izini ve veri hareketini azaltıyor. Aynı güç bütçesiyle daha büyük modeller, daha uzun bağlamlar ve daha fazla eşzamanlı oturum destekleniyor.
  • ISA geliştirmeleri: Vektör motoru softmax, düşük hassasiyetli veri dönüşümü gibi temel çıkarım çekirdekleri için optimizasyonlar içeriyor.
  • Kalıp üzerinde verimli veri hareketi: Her hesaplama bölgesinin yakınında bir bellek var. SDLA’nın DMA motorları, yerel SRAM, HBM ve çip içi ağ üzerindeki açık kontrolü sayesinde veri daha kısa mesafe kat ediyor ve taşıma için harcanan enerji düşüyor.
  • Watt başına bant genişliği odaklı bellek hiyerarşisi: Yazılım tarafından yönetilen SRAM ile birlikte hızlandırıcı başına 288 GB kapasite ve 18 TB/s bant genişliği sunan sekiz HBM4 yığını. Maia 200’e göre 2,5 kat bellek bant genişliği, %33 daha fazla kapasite ve watt başına yaklaşık 2 kat HBM bant genişliği.
Maia 300 teknik özellikleri ve Maia 200 ile karşılaştırma
Maia 300 teknik özellikleri ve Maia 200 ile karşılaştırma

Görseldeki teknik özellik tablosunun Türkçesi:

Tepe değerlerMaia 200Maia 300
Üretim teknolojisiMonolitik N3PÇoklu chiplet, N2P hesaplama
FP4 POPS10,113,8
FP8 POPS5,16,9
SoC TDP750 W950 W
HBM6 x HBM3E yığını8 x HBM4 yığını
HBM bant genişliği7,1 TB/s18 TB/s
HBM kapasitesi216 GB288 GB
Arka uç ağıİki katmanlı Ethernet scale-up, AI Transportİki katmanlı Ethernet scale-up, AI Transport
Scale-up bant genişliği (çift yönlü)2,8 TB/s3,2 TB/s
Pod boyutuRack başına 48 MaiaRack başına 96 Maia
Küme boyutu (scale-up alanı içinde)~6 bin~12 bin Maia hızlandırıcı

Tek scale-up ağı: Pod’dan superpod’a

Maia 300’de ağ, yazılım tanımlı veri akışı mimarisinin doğal bir uzantısı olarak tasarlanmış. Maia’nın yapay zekâ ağ denetleyicisi Ethernet tabanlı özel bir AI transport protokolü kullanıyor. İki katmanlı ağ, 12.288 hızlandırıcıya kadar çıkan bir superpod oluşturuyor. Yazılım açısından superpod içindeki herhangi bir hızlandırıcıya veri göndermek aynı iletişim modeliyle yapılıyor.

  • Yarı anahtarlamalı rack içi topoloji: Her hızlandırıcının scale-up bağlantısı doğrudan bağlantılar ve anahtarlamalı yollar arasında bölünüyor. Doğrudan bağlantılar aynı tepsideki iki hızlandırıcıyı birbirine bağlıyor; anahtarlamalı ağ ise rack’teki 96 hızlandırıcının tamamını bir pod olarak birleştiriyor. Güç ve maliyeti düşürmek için rack içindeki tüm bağlantılar elektriksel.
  • Rack’ler arası optik ikinci katman: İkinci katman switch’ler 128’e kadar rack’i birleştirerek superpod’u oluşturuyor. Pod’lar arasındaki mesafe için optik bağlantı kullanılıyor.
Pod içindeki hızlandırıcılardan superpod'a uzanan tek ağ yapısı
Pod içindeki hızlandırıcılardan superpod’a uzanan tek ağ yapısı
  • Ayrı scale-up ve scale-out alanları yerine tek ağ: Entegre ağ denetleyicileri pod içinde ve superpod genelinde aynı iletişim semantiğini kullanıyor. Hızlandırıcılar, host’u ya da ayrı bir scale-out NIC’i devreye sokmadan superpod’daki herhangi bir hızlandırıcıyla doğrudan iletişim başlatabiliyor.
  • Az atlamalı yollar: Üç gecikme seviyesi var. En düşük gecikme doğrudan bağlı hızlandırıcı çiftinde. Pod içindeki hızlandırıcılar bir switch atlaması, pod’lar arasındaki hızlandırıcılar üç switch atlaması uzaklıkta. Gecikmeye duyarlı tensor-parallel trafik en düşük gecikmeli alanda tutulabiliyor.
  • İş yüküne göre bant genişliği: Hızlandırıcı başına rack içi ve rack’ler arası bant genişliği paylaşımı tasarımda sabitlenmiyor; işlerin yerleşimine göre ayarlanan bir parametre. Yalnızca bir kısım hızlandırıcı rack dışına çıktığında, bir hızlandırıcı superpod’daki herhangi bir eşine 750 GB/s’ye kadar veri gönderebiliyor.
  • Esnek iş yerleşimi: Tensor paralelliği 96 hızlandırıcılı rack içinde kalırken daha geniş expert ve pipeline paralelliği rack’lere yayılabiliyor. İş boyutu fiziksel rack yapısına uymadığında boşta kalan hızlandırıcı sayısı azalıyor.
64 hızlandırıcılık bir iş, dört ayrı rack'te 16'şar hızlandırıcılık parçalar olarak çalışabiliyor
64 hızlandırıcılık bir iş, dört ayrı rack’te 16’şar hızlandırıcılık parçalar olarak çalışabiliyor
  • Scale-up alanı içinde ayrıştırılmış çıkarım: Prefill ve decode işçileri birbirinden bağımsız boyutlandırılıp yerleştirilebiliyor. Prefill tamamlandığında KV durumu, host üzerinden geçen ayrı bir scale-out yolu yerine aynı scale-up ağı üzerinden doğrudan decode işçilerine aktarılıyor.
  • Rack’ler arası dayanıklılık: Hızlandırıcılar devre dışı kaldığında zamanlayıcılar superpod içindeki başka bir rack’teki yedek kapasiteyi kullanabiliyor. Bu, yazılım çekirdekleri açısından şeffaf. İş yükü scale-up ağında kalıyor; biraz daha uzun yol gecikmesi karşılığında erişilebilirlik ve kaynak kullanımı artıyor.
Bir rack'teki yedek tepsi, başka bir rack'te arızalanan tepsinin yerini tutabiliyor
Bir rack’teki yedek tepsi, başka bir rack’te arızalanan tepsinin yerini tutabiliyor

Rack ölçeğinde mimari

Veri merkezi ölçeğinde verimlilik, sabit bir güç ve soğutma bütçesi içinde ne kadar işe yarar altyapı kurulup işletilebildiğine bağlı. Maia 300 rack’i sunucu yerleşimi ve yoğunluğu, ağ topolojisi, güç ve soğutma tasarımı ve telemetriyi birlikte ele alıyor. Microsoft’a göre sonuç, Maia 200’e kıyasla watt başına 2,5 kata kadar daha yüksek performans.

  • 167 kW içinde 96 hızlandırıcı: 96 hızlandırıcı, her biri dört hızlandırıcı taşıyan 24 tepsiye yerleşiyor ve rack 167 kW tüketiyor. Bu, Maia 200’ün hızlandırıcı yoğunluğunun iki katı. Her tepside dört hızlandırıcının yanında host işlemci, bellek, depolama ve soğutma da var. Ayrı host tepsilerinin kaldırılması rack’te yer açıyor ve güç ile ısı tek bir sistem olarak yönetilebiliyor.
Maia 300 rack mimarisi
Maia 300 rack mimarisi
  • Birleştirilmiş switch mimarisi: Altı yüksek port sayılı switch ASIC’i, sıvı soğutmalı üç switch tepsisine entegre edilmiş. 96 hızlandırıcının ihtiyaç duyduğu rack içi bağlantıyı sağlarken switch’lerin kapladığı alanı ve gücü azaltıyor.
  • Rack seviyesinde güç dağıtımı: Çift güç beslemesi, yüksek kapasiteli güç rafları ve 50 V busbar mimarisi gücü hızlandırıcı ve switch tepsilerine verimli şekilde dağıtıyor. Entegre otomatik transfer anahtarı, beslemelerden biri bakım için kapalıyken bile erişilebilirliği koruyor.
  • Esnek soğutma: Sıvı soğutma, hızlandırıcılar, voltaj regülatörleri ve switch ASIC’lerinden gelen ısının %80’inden fazlasını alıyor. Bellek, depolama ve diğer bileşenler hava ile soğutuluyor. Maia 300, tesis suyu bulunan yerlerde doğrudan ona bağlanabiliyor; hava soğutmalı veri merkezlerinde ise bir ısı eşanjörü ünitesi kullanabiliyor.
  • Veri merkeziyle entegre telemetri: Önceki dağıtımlardan alınan derslerle güvenilirlik, erişilebilirlik ve servis edilebilirlik (RAS), gözlemlenebilirlik, hata ayıklama ve yedeklilik güçlendirilmiş. Rack ve sıra seviyesindeki güç telemetrisi veri merkezi operasyonlarına bağlanıyor. Bu veriler, gücü dinamik olarak dağıtan ve iş yükü yerleşimini optimize eden algoritmaları besliyor.
Silikondan entegre tepsiye, oradan rack ve soğutmaya
Silikondan entegre tepsiye, oradan rack ve soğutmaya

Maia 300 ne getiriyor?

Microsoft’un verdiği rakamlara göre Maia 300, 96 hızlandırıcılı tam yapılandırmada Maia 200’e kıyasla rack ölçeğinde 7 kata kadar daha yüksek token işleme hacmi ve 2,5 kattan fazla watt başına performans sunuyor. Watt başına daha fazla bellek bant genişliği, rack başına iki kat hızlandırıcı ve çekirdekten veri merkezi ölçeğine kadar tek bir programlama modeli sunan iki katmanlı scale-up ağı da bunun parçası.

Microsoft, Kasım’da San Francisco’da ve çevrim içi düzenlenecek Microsoft Ignite 2026‘da yapay zekâ stratejisi hakkında daha fazla bilgi paylaşacağını söylüyor. Ek kaynaklar: Maia 300 ürün sayfası, Azure’un silikondan sistemlere yaklaşımı ve Maia 200 mimari yazısı.


Rakamların hepsi Microsoft’un kendi ölçümleri ve “en fazla” ifadesiyle verilmiş; bağımsız bir karşılaştırma henüz yok. Yine de tablodaki tepe değerler net bir tablo çiziyor: hesaplama gücü yaklaşık %36 artarken bellek bant genişliği 2,5 katına çıkıyor. Microsoft’un bu nesilde en çok yatırımı bellek ve veri hareketine yaptığı görülüyor.

Kaynak: https://azure.microsoft.com/en-us/blog/deep-dive-into-azure-maia-300-architecture/

Yazar Hakkında

Kerem Şuğle

Solution Architect, VMware vExpert ve Microsoft sertifikalı altyapı uzmanı. VMware vSphere/vSAN/VCF, Azure, AWS, Google Cloud, enterprise sanallaştırma ve yapay zeka konularında 15+ yıl deneyim. AI/cloud dönüşümü, sovereign cloud, enterprise güvenlik ve modern altyapı mimarisi alanlarında yazıyor.

Leave a Comment